Terör Eylemi Sonrası Mum Yakmak ve İslâmî Bakış!

2017-04-07 21:13:00

Terör Eylemi Sonrası Mum Yakmak ve İslâmî Bakış!

Dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de bir terör eylemi gerçekleştiğinde olay yeri incelemesinden sonra insanların saldırının gerçekleştiği yere gelerek karanfiller/ güller bırakmaları, terör saldırısını lanetlemeleri, hayatları kaybedenlerin yakınlarına taziye ve desteklerini bildirmeleri elbette takdire şayan bir davranıştır.

Ancak bu karanfillerle birlikte o ortamda mum yakılması kesinlikle doğru değildir. Zira burada mum yakmak hıristiyan kültürünün bir parçasıdır ve paganizmden kalma bir adettir. Müslümanların böyle bir ortamda mum yakmaları asla caiz değildir. Çünkü burada mum yakmanın dinî bir tarafı söz konusudur. Dolayısıyla müslümanların karanfil bırakarak eylemi tel’in etmeleri mümkün iken mum yakmaları sakıncalıdır. Böyle yapmak hıristiyan Batı kültürünün İslâm’ın değer yargılarını, gelenek ve göreneklerini, örf ve adetlerini istila etmesine izin vermektir.

Nasıl yılbaşı öncesi evleri çam ağaçlarıyla süslemek, Batılılar ve onların izinden gidenler gibi eğlenmek doğru değil ise terör eylemi sonrası olay yerinde mum yakıp maktülleri anmak da doğru değildir. Çünkü burada mum yakmanın çok farklı anlamları söz konusudur. Nitekim hıristiyanlar ölenlerin arkasından mum yaktıklarında ölüyle bütünleştiklerine inanırlar. Bu sapkın inanç hıristiyanlığa Paganizmden geçmiştir ve bugün hıristiyanlar yaptıkları ayinlerde mum yakmaya ve onun ışığında dua etmeye devam etmektedir. Dolayısıyla mum yakma adeti Mecusîlerde de mevcut olup pek çok kültürü etkilemiştir. Bu bakımdan söz konusu hurafenin İslâm’a sokulmaması icap eder.

Kaldı ki İslâm kültüründe mum, ancak bir ihtiyacı gidermek için yakılır. Elektrik yoksa mum yakılır, bir dinlenme mekanında veya kaplıcada ortama egzotik hava katmak ve farklı duygular yaşamak için kokulu mumlar yakılabilir. Bunda herhangi bir sakınca yoktur. Bu itibarla bu tür yerlerdeki mum yakmayla diğerini birbirine karıştırmamak gerekir.

Aynı şekilde ölülerin arkasından mezarlıklarda ve türbelerde mum yakmak da kesinlikle İslâm’a aykırıdır. Çünkü böyle bir gelenek İslâm’da yoktur. Bu uygulamaya her mü’minin şiddetle karşı çıkması gerekmektedir.

İslâm’a uygun örf, adet ve geleneklerini korumayan devletlerin yabancı kültürlerin istilasına uğraması kaçınılmazdır. Bu nedenle her mümin değerlerini korumak ve yaşatmak zorundadır. Bu değerlerin dejenere edilmesine göz yummak İslâmî hassasiyetlerin zaman içinde azalmasına ve kaybolmasına yol açacaktır.

Değerlerini kaybedenler ise Batılı değer yargılarıyla düşünüp konuşmaya, yaşamaya başlayacak ve bir müddet sonra da asimile olacaklardır. Bir kaç kuşak sonra bu kimselerin hıristiyanlaşmaları, sekülerleşmeleri ya da tamamen dinî, ahlakî ve millî değerlerden uzaklaşmaları kaçınılmazdır.

Nitekim üç veya dört kuşaktır Batılı ülkelerde yaşayıp da dinî ve millî değerlerini korumayanların nasıl asimile olduklarına bu satırların yazarı Almanya, Hollanda ve Belçika’da bulunduğu yıllarda bizzat şahit olmuştur. Söz konusu Türklerin/ Kürtlerin/ Arapların nasıl asimile olduklarını görmek bizi üzmüştür. Onların bu hâli, tüm peygamberlerin korunmasını emrettikleri dini, aklı, malı, canı ve nesli korumanın ne denli önemli olduğunu daha yakından anlamamıza imkan sağlamıştır.

Korunması gereken bu beş şeyi korumayanların nasıl savruldukları ortadayken İslâm’a uygun bu teklifimize kuşku ile yaklaşanlar ve bunları önemsiz ayrıntılar olarak görenler milleti yanıltmanın bedelini ahiret günü mutlaka ödeyeceklerdir.

Bugün tüm dünyada Batının giyim kuşamı, dansı, müziği, yeme içme tarzı, eğlence kültürü taklit edilmekte ve insanlar tek tipleştirilmektedir. Öyle ki bu kapitalist sistemin savunucuları herkesin damak tadını bile eşitleyip ürettikleri ürünleri ucuza mal etmeyi, tüm dünyada satmayı ve daha çok kazanmayı amaçlamaktadırlar. Dolayısıyla bu adamların meş’um emellerine/ çabalarına karşı sessiz, duyarsız ve tepkisiz kalmak akıl sahibi insanlara hiç yakışmamaktadır. Zira kendi değerlerine sahip çıkmayanların Batılı değer yargıları karşısında tutunabilmesi çok zordur. Kendi dilini ve dinini korumayı başaramayanların ağlamaya ve sızlamaya hakları yoktur.

Sonuç olarak, terör eyleminin yapıldığı yere karanfil bırakıp katliamı kınamak, terörü lanetlemek, maktüllerin yakınlarına taziyede bulunmak doğru iken burada mum yakmak kesinlikle uygun değildir. Aradaki farkı fark edip bu yanlıştan vazgeçmek asimile olmak istemeyen milletlerin yapması gerekendir. Ancak “Ne var bunda?” diyerek meseleyi küçümsemek, anlamaya çalışmamak ve yanlışta ısrar etmek ise ileride telafisi imkansız sonuçlara yol açacaktır. Böylelerinin çocuklarından, torunlarından ve genç nesillerden şikayet etmeye de hiçbir hakları olmayacaktır. (07.04.2017)

Yrd. Doç. Dr. Ahmet Emin SEYHAN                     

Kafkas Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi

43
0
0
Yorum Yaz