Dr. Ahmet Emin Seyhan

İSLAM DEĞİŞİME KARŞI MIDIR?

3/12/2007 -Kategori: 3-Makalelerim

İSLAM DEĞİŞİME KARŞI MIDIR?

İslam’ın kendi usul ve mantığı içinde kalmak şartıyla, ictihad yaparak, daha önceki ictihadlara dayalı bir kısım kabul ve uygulamaları, kural ve kurumları değiştirmek her zaman mümkündür.

Değişim zorunlu hale geldiği vakit buna direnmek ve eski âdetleri savunmaya kalkışmak İslam’ı bilmemektir. Zira İslam’da hukuk “statik” değil, “dinamik” bir olgudur. Her mü’minin de bunun farkında olması gerekmektedir.

İslam’ın asla değişmeyecek hükümleri olduğu gibi zaman ve şartlara göre değişen hükümleri de vardır. Bununla beraber ifade etmek gerekir ki, ictihad ancak ehil olanlar tarafından yapılabilir. Herkes kendi kafasına göre bir hüküm koyamaz, konulmuş bir hükmü gerekçesiz ve keyfî olarak değiştirmeye kalkışamaz.

Şimdi müctehid mi var?”, “ictihad kapısı zaten kapandı” demek; bilerek ya da bilmeden İslam’a en büyük zararı vermektir. İslam’ı dar kalıplara hapsederek onun büyümesine ufuk ve çığır açmasına, dolayısıyla da gelişmesine engel olmaktır. Müslümanları aktif bir özne olmaktan uzaklaştırıp, pasif bir nesne konumuna itmektir.

Müslümanlar ictihad ile dinlerinin dinamizmini, canlılığını, esnekliğini ve her şartta uygulanabilir olduğunu bütün dünyaya göstermek zorundadırlar.

Müslümanların din özgürlüğünün güçlendirilmesi; genel ahlakın korunması; kendi aralarında ve diğer ülkelerde yaşayan din kardeşleriyle ilişki ve dayanışmaların pekiştirilmesi ve İslam medeniyetinin bütün dünyada en iyi şekilde temsil edilmesinin sağlanması gibi ulvî görev ve sorumlulukları bulunmaktadır. Bunları gerçekleştirebilmenin yolu; esnekliğini yitirmiş, değişime engel olan bir takım uygulamalardan vazgeçmek ve yerine yenilerini koymaktır. Zaman içerisinde eskimiş yanlış anlayış ve kabulleri hâlâ savunmaya kalkışmak ve değişime direnmek, İslam’ın yanlış anlaşılmasına ve tanıtılmasına sebebiyet vermektedir ki, buna hiçbir mü’minin hakkı ve yetkisi olmasa gerektir.


Müslümanlar da hür, çoğulcu, demokrat ve insan haklarına saygılı olduklarını bütün dünyaya ispatlamakla mükelleftirler. Aksi halde kendilerini maksatlı olarak kötü tanıtan ve her türlü maddî imkana sahip olan zalimlerin ellerinde oyun ve eğlence aracı olmaktan, işkencelere maruz kalmaktan, sömürülmekten ve aşağılanmaktan kurtulmaları mümkün olmayacaktır. [1] Müslümanlar zaten dinlerinin gereği olan bütün bu ve benzeri hususları kendi iradeleriyle, iç dinamikleriyle, baskı altında kalmadan bilerek ve severek yapmalıdırlar.

Olumlu anlamdaki gelişim ve değişimin önünü tıkamak, baskı, dayatma, korkutma ve bir takım eski yöntemlerle sonuç alacağını ve insanları ikna edeceğini sanmak; geçmişte olduğu gibi günümüzde de geçerli değildir. Objektif, tutarlı ve mantıklı izahları olmayan bazı kabulleri savunabilmek artık mümkün gözükmemektedir.

Özetle, günümüzün sorumluluk bilinci taşıyan, ahlaklı ve samîmî Müslümanlarına düşen görev; İslam’ın değişime karşı olmadığını bilerek, değişen şartlara en kısa zamanda uyum sağlamak, kendi şahsiyet ve kimlikleriyle dünya dengeleri arasındaki yerlerini almak ve İslam’ı en güzel şekilde temsil etmeye çalışmak olmalıdır. Bunu yapmayanların başkalarını suçlayarak sorumluluklarından kurtulabileceklerini zannetmeleri ise kesinlikle yanlıştır.

selam ve dua ile...

--------------
[1] Yûnus, 10/85; “…Ey Rabbimiz, bizi zâlim bir toplumun elinde rüsvay etme!”; Mümtehine, 60/5; “Ey Rabbimiz! Bizi hakikati inkar edenler için bir oyun ve eğlence aracı yapma!...”

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazilmistir
« Önceki - Sonraki »