Hz. Peygamber’e salat-ü selam getirmenin gerçek anlamı ned

2008-03-09 15:40:00

Hz. Peygamber’e salat-ü selam getirmenin gerçek anlamı nedir?


Günde 100 defa Hz. Peygamber’e salat-ü selam getirdiğimi ve bu konudaki iyi niyetimi de belirttikten sonra bir husuusu dünyadaki bütün Müslümanlara hatırlatmak istiyorum...


Kur'an'da "salat" kelimesi pek çok yerde geçmektedir ve bilindiği üzere değişik anlamlara da gelmektedir.


Nitekim; "salat"; "hayır dua etmek, namaz kılmak, Allah'ı övmek, namaz kıldırmak, destek olmak, kutsamak, Allah'ın bir kimseyi iyilikle kuşatması, Allah'ın rahmet ve bereketi, bereketin sarıp kuşatması, istiğfar, şeref vb." gibi pek çok anlamlara gelmektedir. (Bkz. Râgıb, el-Müfredât, s. 421; el-Mu'cemu'l-Vasîd, I, 521)


Kur'an-ı Kerim'de "salat"; "namaz, dua, istiğfar, Allah'ın rahmet ve bereketi" gibi anlamlarıyla kullanılmıştır. (Bkz. Bakara, 2/153, 157; En'am, 6/72, 92, 162; Enfal, 8/3, 35; Tevbe, 9/84; Ahzab, 33/43, 56)


Şimdi burada kendi kendimize şu soruları sormamız uygun olacaktır.


Hz. Peygamber'e salat-ü selam getirmeyi farz kılan Allah'ın (Ahzab, 33/56. ayetteki) gerçek muradı neydi ve ne olmalıdır?


Acaba burada "salat" kelimesine hangi anlamı vermemiz çok daha uygun düşecektir?


Bu zamana kadar verilmiş anlamlar ve bu konuda yapılan uygulamalar yeterli olmuş mudur?


Acaba Hz. Peygamber'e getirilecek "salat" ile kastedilen ne olabilir ve ne olmalıdır?


Bu soruların cevapları üzerinde düşünüldüğünde ve ciddi bir analiz yapılmaya çalışıldığında kısaca şunları ifade etmemiz mümkündür.


Kanaatimizce; Ahzab, 33/56. âyette belirtildiği üzere Rabbin ve meleklerin nebî’ye “salât”ı, Hz. Peygamber’e her yönden yardım ederek “desteklemiş” olmalarıdır.


Aynı şekilde inananların da “salât”a teşvik edilmesiyle verilmek istenen mesajı şu şekilde anlayabiliriz.


Hz. Peygamber’e gerçek anlamda destek verilmesi, onun ilkelerinin hayata geçirilmesi noktasında üstün bir çaba gösterilmesi ve onun rehberliğine tam anlamıyla teslim olunması gerektiği şeklinde anlamamız kanaatimizce daha isabetli olacaktır...


Biz;
“Salât” kelimesinin sadece bir anlamının ele alınıp zorâki yorumlar yapmak yerine, farklı anlamlarından yola çıkılarak Kur’an’ın esas vermek istediği mesajın dikkate alınmasının daha doğru olacağına inanıyoruz.


Özetle; bu ayet-i kerimede "salat"a, "destek olmak" manası verildiğinde bu zamana kadar ortaya çıkan bir takım sıkıntılar giderilmekte, Kur'an'ın muradı daha net anlaşılmakta ve aslında Müslümanlar çok ciddi bir sorumluluğa davet edilmektedir.

 

Öte yandan salat-ü selamın öneminden bahseden hadisleri nasıl anlamalıyız? diye sorulacak olursa bu konuda da şunları söyleyebiliriz.


Yanında ben anıldığım halde bana "salat-ü selam" getirmeyen cimridir" hadisiyle peygamberimiz neyi kastetmiştir acaba?


Kanaatimizce; "peygambere gerçek anlamda destek olma konusunda gereken hassasiyeti taşımayan ve dini ve ahlaki sorumluklarının farkına varamayan kimse, İslam'ın özünü kavramak noktasında tembel davranmış ve adeta cimriliği tercih etmiştir"


gibi bir düşüncenin akıllarımıza gelmesi mümkündür.


"Bana en çok "salat" getiren kıyamet günü bana en yakın olacaktır” diyen peygamberimiz bununla neyi ifade etmek istemiş olabilir? Eğer bunun üzerinde düşünürsek şunları söyleyebiliriz.


"Hayatının her anında Hz. Peygamber'in ilkelerine uygun bir yaşamı seçen, O'nun getirdiği öğretiyi bütün kalbiyle destekleyen, O'nu bütün dünyaya en güzel şekilde tanıtan, O'nun sünnetini kendisine rehber edinen, O'nun önderliğine tam anlamıyla teslim olan, O’na her zaman destek olma sorumluluğunu içinde taşıyan ve öyle hareket eden kimse, kıyamet günü Hz. Peygamber'e en yakın olacaktır."

Diğer taraftan (Ahzab, 33/56) da;
"Allah ve melekleri, Peygamber'e çok salat ederler. Ey Mü'minler! Siz de ona salat edin ve tam teslimiyetle selam verin" şeklinde tercüme edilen ayet ile bize verilmek istenen mesaj nedir acaba? Bu ayeti nasıl anlamalıyız? Bu doğru bir tercüme midir?


Kanaatimizce; "Allah ve melekleri, Peygamber'e destek oluyorlar. O halde siz ey imana ermiş olanlar! Siz de O'na maddî ve manevî destek olun ve onun rehberliğine tam bir teslimiyetle bağlanın" şeklinde anlamak en doğru yorum olsa gerektir.

 

Bu konuda Mustafa İslamoğlu da şöyle demektedir:

“Bütün bu zorunluluklar ve veriler ışığında "Peygamber'e salât et­me"nin en muhtemel karşılığı, "Allah ve melekleri onu destekliyorlar-, siz de onu destekleyip onun (örnekliğine) tam bir bağlılıkla bağlanın/teslim olun” olur. Bu ikinci anlam (destek: yardım çağrısı) dua, anlamlarının ortak noktasıdır ve bizce çok daha isabetlidir. Bu sadece mefhumun değil, mantukun da desteklediği bir anlamdır.”


Bu konuda İslamoğlu’nun görüşü; gayet isabetli görünmektedir.

 

Yine İslamoğlu: “Burada "salât"ın karşılığı olarak "dua" sözcüğünü yerleştirmekle kavramlaşmış bir terim olan "salât"ı, yine kavramlaşmış başka bir terim "dua" ile açıklamak, bilinmeyeni bilinmeyenle açıklamak gibi olacağın­dan, ilk elde "salât"ın karşılığı olan "dua"nın doğru anlamının "destek" olduğu vurgulanmalıdır. Çünkü "Allah'ın Peygamber'e duası" burada "terahhum" anlamı taşımaz. Peygamber'den kaynaklanan bir kusur ve günahın söz konusu olmadığı bu bağlamda, "bağış ve af" değil, ancak destek söz konusudurdemektedir ki, biz de bu kanaati taşımaktayız.

 

Yine İslamoğlu: “Gariptir ki, Türkçe birçok mealde, sanki ayet "yusallune" şeklinde fiil formunda değil de "yakraûne's-salâte" şeklinde isim olarak gelmiş gibi, "Peygamber'e salât u selâm okuyun" şeklinde çevrilmiştir. Bu, ayetin aslî anlamının sonradan çıkan tartışma ve haberlerin otoritesi altında ezil­diği anlamına alınabilir. Bu "dua"nın Hz. Peygamber'in diliyle eyleme dö­külmüş biçimi, tahiyyatta okunan "destek duası" (salevat) şeklindeki formülasyondur demektedir ki bu görüşün isabetli olduğu anlaşılmaktadır.

 

İslamoğlu bu konuyu şöyle özetlemektedir:

 

Sözün özü şudur: Hz. Peygamber'e yapılan dualar (salevat) da ona manevi bir destektir ve bu cümleden sayılır. Fakat destek emri sadece dil desteğine indirgenemez; bu ayette de emredildiği gibi "fiilî" destek olmak durumundadır. Ona yapılacak fiilî destek onunla aynı zamanda yaşayan­lar için zaten bellidir. Bizim gibi onunla aynı zamanı paylaşmayanlar için ise, onun misyonunu desteklemek ve örnekliğini yaşatmak anlamına ge­lir. Onun getirdiği vahye ve o vahyi hayata koyuş tarzına verilecek her destek, ona yapılmış gerçek bir "salât" ve "selâm" olacaktır.”

 

Bu konuda Mustafa İslamoğlu'nun kanaatinin son derece yerinde olduğu görülmektedir. Biz de bu kanaati taşıyoruz ve Müslümanların bu ayeti bu şekilde anlamalarının daha uygun olacağına inanıyoruz ve bu görüşü savunuyoruz.

 

Selam ve dua ile…

Dr. Ahmet Emin SEYHAN.

9466
0
0
Yorum Yaz