Hz. Peygamber’e Salât-ü Selam Getirmek Ne Demektir?

2009-12-30 23:56:00

 

Hz. Peygamber’e Salât-ü Selam Getirmek Ne Demektir?

 

Kur’an’da “salât” kelimesi pek çok yerde geçmektedir ve kaynaklarımızda ifade edildiği üzere de değişik anlamları mevcuttur.

Nitekim “salât”; “hayır dua etmek, namaz kılmak, Allah’ı övmek, namaz kıldırmak, destek olmak, kutsamak, Allah’ın bir kimseyi iyilikle kuşatması, Allah’ın rahmet ve bereketi, bereketin sarıp kuşatması, istiğfar, şeref vb.” gibi pek çok anlamlara gelmektedir. (Bkz. Râgıb, el-Müfredât, s. 421; el-Mu’cemu’l-Vasîd, I, 521)

Kur’an-ı Kerim’de de “salât”ın; “namaz, dua, istiğfar, Allah’ın rahmet ve bereketi” gibi anlamlarıyla kullanıldığı ifade edilmektedir. (Bkz. Bakara, 2/153, 157; En’am, 6/72, 92, 162; Enfal, 8/3, 35; Tevbe, 9/84; Ahzab, 33/43, 56)

 

Şimdi burada şu soruları sormamız uygun olacaktır:

Hz. Peygamber’e salât-ü selam getirmeyi farz kılan Allah’ın (Ahzab, 33/56. ayetteki) gerçek muradı nedir veya ne olmalıdır?

Acaba bu ayette “salât” kelimesine hangi anlamı vermemiz çok daha uygun olacaktır?

Bu zamana kadar verilmiş anlamlar ve bu konuda tüm İslam âleminin yaptığı uygulamalar yeterli olmuş mudur?

Acaba Hz. Peygamber’e getirilecek “salât” ile kastedilen ne olabilir veya ne olmalıdır?

Bu soruların cevapları üzerinde düşünüldüğünde ve ciddi bir analiz yapılmaya çalışıldığında kısaca şunları ifade etmemiz mümkün olacaktır:

Kanaatimizce; Ahzab suresi, 33/56. ayette belirtilen Rabbin ve meleklerin nebî’ye “salât”ı, Hz. Peygamber’e her yönden yardım ederek ''desteklemiş” olmalarıdır.

Aynı şekilde inananların da “salât”a teşvik edilmesiyle verilmek istenen mesajı ise şu olabilir:

 Hz. Peygamber’e gerçek anlamda destek verilmesi demek, onun ilkelerinin hayata geçirilmesi noktasında üstün bir çaba göstermek, onun rehberliğine tam anlamıyla teslim olmak ve onun gibi güzel ahlak sahibi olmaya çalışmaktır.

Burada “salât” kelimesinin sadece bir anlamının ele alınıp zoraki yorumlar yapılması yerine, farklı anlamlarından yola çıkılarak Kur’an’ın esas vermek istediği mesaja bakılması ve sorumluluk gerektiren hususun ne olduğunun iyi incelenmesi daha doğru olacaktır.

Bu itibarla Ahzab suresi  33/56. ayette: “Allah ve melekleri, Peygamber’e çok salât ederler. Ey Mü’minler! Siz de ona salât edin ve tam teslimiyetle selam verin!” şeklinde tercüme edilen ayet ile bize verilmek istenen mesajın ne olduğunu iyi değerlendirmemiz şarttır.

Kanaatimizce bu ayeti “Allah ve melekleri, Hz. Peygamber’e destek oluyorlar. O halde siz ey imana ermiş olanlar! Siz de O’na maddî ve manevî destek olun ve onun rehberliğine tam bir teslimiyetle bağlanın!” şeklinde anlamamız daha uygun olacaktır.

Özetle; bu ayet-i kerimede “salât”a, “destek olmak” manası verildiğinde bu zamana kadar ortaya çıkan bir takım sıkıntılar giderilmekte, Kur’an’ın muradı daha net anlaşılmakta ve aslında Müslümanlar çok ciddi bir sorumluluğa davet edilmektedir.

Ayrıca buradaki ‘destek’ emrini sadece dil desteğine indirgemekte doğru değildir. Bu ayette de emredildiği üzere “fiilî” destek olmak şarttır. Ona yapılacak fiilî destek onunla aynı zamanda yaşayan­lar için zaten bellidir. Ancak bizim gibi onunla aynı zamanı paylaşmayanlar için yapılması gereken, onun misyonunu desteklemek ve örnekliğini yaşatmaya çalışmaktır.

Öte yandan “salât-ü selamın öneminden bahseden hadisleri nasıl anlamalıyız?” diye bir soru sorulacak olursa bu konuda da şunları söylemek  mümkündür:

Yanında ben anıldığım halde bana salât-ü selam getirmeyen cimridir” hadisiyle peygamberimiz acaba neyi kastetmiştir?

Kanaatimizce; “peygambere gerçek anlamda destek olma konusunda gereken hassasiyeti taşımayan, dinî ve ahlâkî sorumluklarının farkına varamayan kimse, İslam’ın özünü kavramak noktasında tembel davranmış ve bu konuda cimriliği tercih etmiştir” gibi bir düşüncenin akıllarımıza gelmesi mümkündür.

Bana en çok salât getiren kıyamet günü bana en yakın olacaktır” diyen Peygamberimiz bununla neyi ifade etmek istemiş olabilir? Eğer bunun üzerinde düşünürsek şunları söyleyebiliriz:

Hayatının her anında Hz. Peygamber’in ilkelerine uygun bir yaşamı seçen, O’nun getirdiği öğretiyi bütün kalbiyle destekleyen, O’nu bütün dünyaya en güzel şekilde tanıtan, O’nun sünnetini kendisine rehber edinen, O’nun önderliğine tam anlamıyla teslim olan, O’na her zaman destek olma sorumluluğunu içinde taşıyan ve öyle hareket eden kimse, kıyamet günü Hz. Peygamber’e en yakın olacaktır” diyebiliriz.

Kısaca ifade etmemiz gerekirse Hz. Peygamber’e yapılması gereken salât-ü selamı sadece dile indirgeyip, onun getirdiği ilkeleri hayata geçirme noktasında tembel davranmak bu ayetin ruhuna terstir. Ve maalesef Müslümanların ekserisi bu ayetin gerçek mesajına uygun davranmak yerine her zaman olduğu gibi işin kolayına kaçmaktadırlar.

 

 

Dr. Ahmet Emin SEYHAN (30.12.2009)

 

 

 

Değerli ziyaretçilerim, daha fazla bilgi için diğer sitem www.ahmeteminseyhan.com  a sizi beklerim...

Ayrıca başyazarı olduğum http://www.diyanethaberler.com  ile hutbelerimin yayınlandığı http://www.hutbeler.net/  sitesini de ziyaret etmenizi öneririm..

Selam ve saygılarımla...

 

1494
0
0
Yorum Yaz