Dr. Ahmet Emin Seyhan

Huriler kimlerdir?

3/12/2007 -Kategori: 3-Makalelerim

Huriler kimlerdir?

Hûr (حور) kelimesi “beyaz olmak, beyazlaşmak, gözün siyah ve beyazındaki fark” anlamındaki (حورْ) “haver” kökünden sıfat olan (حوراء) “havrâ”nın çoğuludur.[1] Araplar çölde yaşayan kadınların aksine, şehir hanımlarının ten beyazlığını ifâde etmek için (حواريات)“havâriyyât” kelimesini kullanmaktadırlar. Haver, “göz küresinin yoğun beyazlığı ile irisin parlayan siyahlığının kontrastı”nı göstermektedir.

Daha genel anlamda ise moral vasıf olarak “sağlık” anlamına da gelmektedir. Haver kökünden türeyen kelimelerin, çeşitli âyet ve hadislerde bir güzellik unsuru olarak göze nispet edildiği görülmektedir. Hûri’yi ise, “beyaz tenli, gözünün beyazı ak, siyahı ise koyu ve yuvarlak olan, göz kapakları ince ve nazik kadın” şeklinde tarif etmek mümkündür.[2] Âyet ve hadislerde geçen “hûr” kelimesi, “în” sıfatıyla kullanıldığında, “iri gözlü veya en güzel gözlere sahip saf ve temiz kadınlar (eşler)” anlamına gelmektedir.

Kur’an ve hadislerdeki “hûri” tasvirlerinin gaybla ilgili bir konu olması nedeniyle, hûrilerin mahiyetini anlatmaktan ziyâde genel bir fikir verme amacına yöneliktir. Kitab-ı Mukaddes’te ise, İslâm’daki “hûri” anlayışına benzer bir telakkîye rastlanılmamaktadır.

Kur’an-ı Kerim’de “hûriler” şu şekilde tanıtılmaktadır. “İri ve simsiyah gözlüler, güzel gözlüler”,[3] “çadırlardaki saf ve çekingen, yumuşak huylu eşler”,[4] “yumuşak bakışlı, uyumlu, güzel gözlü, gizlenmiş deve kuşu yumurtaları gibi kusursuz ve bembeyaz tenli eşler”,[5] “ne insanın ne de görünmez bir varlığın daha önce hiç dokunmadığı gözlerini eşlerinden ayırmayan ve bakışlarını kontrol eden kadınlar”,[6] “huyu güzel, yüzü güzel kadınlar”,[7] “tomurcuklanmış-kalkık göğüslü yaşıt (genç) kızlar”,[8] “eşlerine düşkün iffetli yaştaş kızlar”,[9] “tertemiz eşler”,[10] “kabuklarının içinde saklı bulunan inciler gibi kadınlar”,[11] “incilerin ve yakutların güzelliği gibi pırıl pırıl parlayan beyaz tenli al yanaklı kadınlar”,[12] şeklinde tasvir edilen hûrilerin hepsinin bakire[13] ve yaştaş[14] olacakları da ifâde edilmektedir.


“Hûri” konusu, âhiret hayatının gerçeklerinden birisidir. “Hûri”nin kişinin dürüst ve erdemli olmasını, dünyevî istek ve arzularında meşrû sınırları aşmamasını ve İslâmî ölçülere uygun davranmasını sağlayan pedagojik bir faktör olduğu da ifade edilebilir. Bilindiği üzere dünyada ihtiyaçlarını gönlünce gideremeyen insanlara ölümün bir son değil, başlangıç olduğu ve asıl hayatın sonsuza kadar devam edeceği haber verilmektedir.[15] Bu itibarla, fâni âlemde yeterince ulaşamadığı hazların ve cinsel zevklerin, müttekîler için hazırlanan ebedî hayatta, ideal bir şekilde gerçekleşeceğini bilen kimseler için hûri düşüncesinin özendirici bir etkisinin olduğu görülmektedir.[16]

Hûriler”in sayısı hakkında Kur’an-ı Kerim’de herhangi bir bilgi mevcut değildir. Bir erkeğe kaç kadın verileceğinden de hiç söz edilmemektedir. Rivâyetlerde ise, bir erkeğe iki “hûri” verileceği bildirilmektedir.[17] En alt derecedeki cennet ehlinin dünya kadınlarından 72 “hûri”ye sahip olacağı şeklindeki rivâyetin[18] râvîlerine yönelik eleştiriler bulunmaktadır. Zayıf ve uydurma olduğu tespit edilen bu tür rivâyetlerin genellikle yetmiş sayısına bağlı rakamlarla ifâde edilmiş olması da dikkatleri çekmektedir. Süleyman Ateş, yetmiş ve daha çok hûri hayallerinin bir ön yargı olduğunu, bunun Kur’an’a yüklenmesinin doğru olamayacağını ifâde etmektedir. O, cenneti hak eden her erkeğe, sadece bir tane hûri verileceğini, Kur’an’ın buna işâret ettiğini, âyetlerde erkeklerin çoğul anılması sebebiyle hûrilerin de çoğul anıldığını, Türkçe’de de buna benzer kullanımların olduğunu, bu durumun gözden uzak tutulmaması gerektiğini belirtmektedir.[19] Meseleye çok yönlü bakıldığında Ateş’in yaptığı yorumun daha mâkul ve iknâ edici olduğu anlaşılmaktadır.

Kur’an-ı Kerim’deki bazı âyetleri[20] de delil getirmek sûretiyle, Allah’ın her şeye kadir olduğunu söyleyenlerin, hûrilerin sayıları ile ilgili abartılı ifâdeler kullanmaları doğru değildir. Her ne kadar Kur’an-ı Kerim, hûrilerin güzellik ve çekicilikten bahsetse de bu kimselerin kendi estetik ve zevk anlayışları, yetenek ve temayülleri doğrultusunda ve içinde bulundukları sosyo-kültürel ortamın da etkisiyle bu şekilde indî yorumlar yaptıkları müşâhede edilmektedir.[21]

Ancak naslarda yer almayan, üstelik onların lafzıyla ve ruhuyla bağdaşmayan, gerçeğe, aklıselime ve zevkiselime ters düşen bu tür bilgilerin ciddiye alınır tarafları yoktur.[22]

Kur’an-ı Kerim’de cennet hayatı tasvir edilirken, bu dünyadaki mutluluk vasıtalarıyla ilişkilendirilerek anlatıldığı görülmektedir ki, bu da tabiidir. Zîra, insanların anlamalarını kolaylaştırmak için buna ihtiyaç vardır. Ancak âhiret hayatının daha saf, derin, temiz ve mutluluk verici olduğu da unutulmamalıdır. Nitekim, âhiret mutluluğunda maddî tatminlerin payı bulunmakla beraber, bunların birinci derecede bir yer işgal etmediği de İslâmî anlayışın özünü oluşturmaktadır.

          Selam ve dua ile....


Dr. Ahmet Emin Seyhan, Hadislerde Kıyamet Alametleri, s. 430-432.

------------------------------------------------------------------

[1] RÂGIB, s. 192.

[2] İBN MANZUR, VI, 219-220.

[3] Duhân, 44/54; Tûr, 52/20; Vâkıa, 56/22.

[4] Rahman, 55/72.

[5] Saffât, 37/48-49; Sâd, 38/52.

[6] Rahman, 55/56, 74.

[7] Rahman, 55/70.

[8] Nebe, 78/33.

[9] Vâkıa, 56/37.

[10] Bakara, 2/25; Al-i İmrân, 3/15; Nisa, 4/57. (Buradaki temizlik, dünya kadınlarına mahsus özel hallerden ve maddî kirlerden arınmışlık yanında vefasızlık, sadakatsizlikl, kaba söz ve davranışlar gibi kötü huylardan arındırılmışlığı da kapsamaktadır).

[11] Vâkıa, 56/23.

[12] Rahman, 55/58.

[13] Vâkıa, 56/36.

[14] Sâd, 38/52; Vâkıa, 56/37, Nebe, 78/33.

[15] Ankebût, 29/64.

[16] TOPALOĞLU, B., “Hûri”, DİA, XVIII, 388-389, İst., 1998.

[17] BUHÂRÎ, 59/Bed’ul-halk, 8 (IV, 85, 86, 88); MÜSLİM, 1/İman, 84 (I, 175-176), 51/Cennet, 6 (III, 2178-2179); TİRMÎZÎ, 36/Cennet, 7 (IV, 678); İBN MÂCE, 24/Cihad, 16 (II, 935), 37/Zühd, 39 (II, 1452); DÂRİMÎ, 20/Rikak, 108 (II, 640); İBN HANBEL, II, 232, 345, 507; III, 27.

[18] TİRMÎZÎ, 36/Cennet, 23 (IV, 695); İBN MÂCE, 37/Zühd, 39 (II, 1452); İBN HANBEL, II, 537; IV, 131. Kazvin şehrinin fethine katılıp kırk gün sebat gösteren kişiye Cennette verilecek köşkün yetmiş bin kapısının olacağı ve her kapısında bir “hûri”nin bekleyeceğinin anlatıldığı rivâyet te (İBN MÂCE, 11/Cihad, (II, 929) tenkîd edilmiştir. Nitekim Mizzî, sadece Dâvud b. el-Muhabber kanalıyla gelen bu rivâyet hakkında, “münker” hükmünü vermiştir. Bkz. MİZZÎ, Tehzîbü’l-Kemâl, VIII, 448. İbnü’l-Cevzî ise, bu rivâyeti Mevzûât’ında zikretmiş, Dâvud b. el-Muhabber’in sened ve metin uyduran bir “vaddâ’” olduğunu söylemiştir. Bkz. EBÜ’L-VEFÂ el-HALEBÎ, İbrâhim b. Muhammed b. Sıbd İbnü’l-Acemî, Keşfu’l-Hasîs, Beyrut, 1407/1987, I, 114. Zehebî de bu hadisin “uydurma” olduğunu belirtmiştir. Bkz. Mîzânu’l-İtidâl, Beyrut, 1995, III, 34. Suyûtî de hadisin “mevzû” olduğunu söylemiş, Davud’un “vaddâ’”, diğer râvî Rebi’ b. Sabîh’in “zayıf”, Yezid b. Ebân’ın ise, “metrûk” olduğunu ifâde etmiştir. Bkz. İBN MÂCE, 24/Cihad, 11 (II, 929).

[19] ATEŞ, S., Kur’an Ansiklopedisi, VIII, 503.

[20] Enbiyâ, 21/102; Fussilet, 41/31; Kâf, 50/35.

[21] ÖZTÜRK, Mustafa, Kur’an’ı Kendi Târihinde Okumak, s. 215, 231. Öztürk, Kur’an’daki tikel Cennet betimlemelerinin doğrudan nüzul döneminin Arap aklına ve zevkine hitap ettiğini söylemektedir. Bkz. “Kur’an’ın ‘Cennet’ Betimlemelerinde Yerel ve Tarihsel Motifler”, s. 161.

[22] TOPALOĞLU, B., XVIII, 390.

selam ve dua ile...

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!
1 yorum yazilmistir

2009-03-19 17:09:52 - Huri

Yazan: alirizaborazan@hotmail.com
Ahmet kardeş kuranda erkeklere huriler verileceğini söylüyor. Oryantalisler tarafından eleştirilen konulardan birisi de. erkeklere hurilerin verilmesi kadınlar konusunda bir şeyden bahsedilmemesi gerçekten dikkat çekici bir boşluk oluşturmaktadır.Genelde islam dünyasının büyük bir yanılgısı olarak nitelendiriyorum.55/56- Orada bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş kadınlar vardır ki, bunlardan önce kendilerine ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur. Burada eşlerine bakışlarını çevirmiş kadınlar derken, erkeklere verilecek olan eşlerden söz edildiği sanılmıştır. Dünya hayatında kadın ve erkek diye imtihamna tabi tutulan ayrı cinslerdeki insanlar. sadece bir rol icabı cinsiyet farklılığı vardır. Ahiret alamine gittikleri zaman yeni bir yaratılışla yaratılan insan orada kadın ve erkek diye adlandırılmadan sadece iman eden ve salih amel işleyen pozisyonunda olarak yaratılacaktır.56/35Gerçek şu ki biz onlarıyeni bir inşa ile inşa edip yarattık." yani ahiret hayatında mükafata tabi tutulacak olan kadın ve erkekler tek bir cinste birleşerek onlara hurilerin verileceğinden söz edilmektedir. yoksa. erkek olanlara verilip kadın olanlara bir şeyden söz ediklmezsse. bu anlayış allahın adil sıfatıyla uyuşmaz diyorum selam ve sevgiler


Bağlantı - -
« Önceki - Sonraki »