Dr. Ahmet Emin Seyhan

HİCRET, KOVANDAN ÇIKMASINI BİLMEKTİR.

3/12/2007 -Kategori: 3-Makalelerim

HİCRET, KOVANDAN ÇIKMASINI BİLMEKTİR.


Hicret; kavuşmak için terk edilmesi gerekenleri terk etmektir.

Hicret; tahkir, tehdit, taciz, işkence ve katliamdan kurtulmak için gitmek, ama daha güçlü bir şekilde dönmeyi akıldan hiç çıkartmamaktır.

Hicret; imkanların tükendiği yerden, imkan üretecek mekanlara göç etmektir.

Hicret; elde edilmesi gerekenler için, fedâ edilmesi gerekenler olduğunu bilmektir.

Hicret; tedbirin öneminin bilincinde olmaktır.

Hicret; ilâhî yardımın geleceğini bilerek çalışmak, üstün bir çaba ve gayret göstermektir.

Hicret; bütün yapılması gerekenleri yaptıktan sonra Allah’a güvenerek telaşa kapılmamaktır.

Hicret; gücünü en son noktasına kadar çaba sarf etmek, Allah ve Rasûlü’ne sadâkatini ispatlamaktır.

Hicret; ayrıntıları çok iyi hesap edilmiş bir plan ve projedir.

Hicret; aklın en güzel şekilde kullanılarak her türlü önlemin önceden alındığı, üzerinde en hassas çalışmaların yapıldığı bir faaliyettir.

Hicret; korku diyarından umut diyarına varmak için yollara düşmek, ama bu arada asla umudunu kaybetmemektir. [1]

Hicret; tohumun kabuğu çatlatmasıdır.

Hicret; savrulup yok olmaktan kurtulmak için sakin limanlara demir atmaktır.

Hicret; durgun ve durağan bir hayatı terk edip, çürüme, kokuşma ve yozlaşma tehlikesini bertaraf etmek için yeni diyarlara taşınmaktır.

Hicret; şeytandan Rahman’a, küfürden imana, batıldan hakka sığınmaktır.

Hicret; cehaletten ilme, teknolojiye ve gerçek medeniyete yürümektir.

Hicret; Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için ciddî bedeller ödemeye hazır olduğunu göstermektir.

Hicret; her dönem olacak ve olması gereken yeniden bir diriliş hamlesidir.

Hicret; inananların hayatında bir kilometre taşıdır.

Hicret; Medine’ler kurma potansiyeline sahip olduğunu gösteren kararlı bir duruş sergilemektir.

Hicret; geniş olan Allah’ın arzını en mükemmel şekilde değerlendirmek gerektiğinin şuurunda olmaktır. [2]

Hicret; yok oluş veya kaçış değil, ürettiği değerleri hayata hakim kılmak için kısa süreli bir geri çekiliştir.

Hicret; ana vatanını unutmadan yaşamak, vakti geldiğinde geri döneceğini bilmektir.

Kısaca hicret; kovandan çıkmayan arının bal yapmasının mümkün olmadığını bilmek ve buna göre hareket etmektir. Zira arı kovandan çıkmadığı zaman bal üretemez. Dolayısıyla hicreti göze alan, bedel ödemesini bilen ve gereğini yapanlar, iki cihanda bunun karşılığını [3] mutlak surette alacaklardır.

selam ve dua ile...
------------------

[1] Hicr, 15/56. (İbrâhim): “Rabbinin rahmetinden, büsbütün yolunu şaşırmış olanlardan başka kim kesebilir ki umudunu?” dedi.”; Zümer, 39/53. “De ki: “(Allah şöyle buyuruyor) : ‘Ey kendilerine karşı haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin! Allah bütün günahları bağışlar; çünkü yalnız o, çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır!”.

[2] Nisâ, 4/97-100. “Melekler kendilerine zulmeden kimselere canlarını alırken soracaklar: “Neyiniz vardı sizin?” Onlar: “Biz yeryüzünde çok güçsüzdük” diye cevap verecekler. (Melekler), “Allah’ın arzı sizin kötülük diyarını terk etmenize yetecek kadar geniş değil miydi?” diyecekler. Böylelerinin varış yeri cehennemdir. Ne kötü bir varış yeri!” Ama -erkek olsun, kadın olsun, çocuk olsun- hiçbir gücü olmayan ve kendilerine doğru yol gösterilmeyen çaresiz kimseler bunun dışındadır. Allah onların günahlarını silebilir. Çünkü Allah günahları silendir, çok bağışlayıcıdır. Ve kim Allah için kötülük diyarını terk ederse, yeryüzünde çok tenha yollar ve bereketli hayatlar bulacaktır. Kim de kötülükten kaçarak Allah’a ve Peygamber’ine göç etmek uğruna evini terk eder ve sonra onu ölüm alırsa, onun mükafatı da Allah katındadır. Çünkü Allah gerçekten çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır.”; Ankebût, 29/56. “Ey imana ermiş kullarım! Benim arzım alabildiğine geniştir. O halde bana, yalnız bana kulluk edin!” (Görüldüğü üzere, yeryüzündeki imkanlar çok geniştir. Şartların ağır baskısından dolayı Allah’ı unutmak doğru değildir ve bunu mazeret olarak ileri sürmek yanlıştır. Allah’a gerçek anlamda kulluğun imkansız hale geldiği yerden, imkanı olan mü’minlerin göç etmesi ve Allah’a sığınması bir zorunluluktur. Dünyanın geçici güzellikleri uğruna bundan kaçınmak ve baskı altında yaşamayı kabullenmek uygun olmasa gerektir).

[3] Zelzele, 99/7-8. “Her kim zerre kadar iyilik yapmışsa, onu(n karşılığını) görecek, kim de zerre kadar kötülük yapmışsa onu(n karşılığını) görecektir.”

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazilmistir
« Önceki - Sonraki »