Dr. Ahmet Emin Seyhan

DÜŞÜNÜP DERS ALANLAR KAZANIR

4/12/2007 -Kategori: 3-Makalelerim

DÜŞÜNÜP DERS ALANLAR KAZANIR

Bütün ilâhî dinler, bu dünya hayatının belirli bir süre için ve imtihan maksadıyla yaratıldığı konusunu ısrarla vurgulamışlar ve insanlara sürekli bu mesajı vermişlerdir. En son gönderilen İslam dîni de aynı hususa işaret etmiş ve kimlerin inanıp dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koyacağını, kimlerin de inkar edip kötülükler işleyeceğini denemek maksadıyla hayatın ve ölümün yaratıldığını haber vermiştir. [1]


Bu dünyada insanlar belli bir süre ile sınırlandırılmışken, [2] ahiret hayatında bunun tam tersinin olacağı ve ebedî bir hayatın olduğu haber verilmiştir. [3] Bu sonsuz hayatı kazanabilmek, Allah’ın rızasına ulaşmak ve cennete girebilmek için de imtihanı başarmak icap etmektedir. İmtihanı başarmanın yolu ise, öncelikle Allah’a gönülden iman edip teslim olmak, [4] sonrasında da salih ameller işlemektir. [5]


Ölüm gelmeden önce ölüme karşı hazırlıklı olmak ve sürekli nefis muhâsebesi yapmak, ölüm sonrasında kazançlı çıkmanın ve bu dünyada da manevî dirilişin olmazsa olmaz şartlarındandır. Ahiret hayatında yüzü sevinçle parlayanlardan olabilmek için [6] bu dünya hayatında çok ciddî çabalar sarf edilmesi gerekmektedir. Zira Kur’an-ı Kerim, ahirette herkesin çalışmasının karşılığını göreceğini haber vermektedir. [7]


Hesâba çekilmeden evvel nefsinizi hesâba çekin!” veya “ölmeden evvel ölün!” sözleriyle verilmek istenen de bu mesaj olmalıdır. Yani; kişinin kendisini her hâlükarda kontrol etmesi fevkalade önemli bir husustur. Bu muhâsebe her şart ve durumda geçerlidir. Ebedî huzur ve saadeti elde edebilmenin yolu, her an imtihan olduğunun şuurunda hareket etmekle mümkündür. Nitekim yaptığı her eylemin, söylediği her sözün kaydedildiğini [8] bilen akıllı bir insanın hatada ve yanlışta bile bile ısrar etmesi [9] söz konusu değildir.


Ölüm bir son değil, başlangıçtır. Sonsuz olan hayata atılan ilk adımdır. Yeniden dirilmenin gerçekleştiği o gün, İslam’ın haber verdiği hakîkatlerin ne kadar doğru olduğu anlaşılacaktır. Çünkü o günün geleceğinde hiçbir kuşku yoktur. [10]


Bu dünya hayatını gereği şekilde değerlendirenler, öldükten sonra dirildiklerinde Allah’ın elçisinin yolunu takip etmelerinin ne kadar doğru ve güzel bir davranış olduğunu anlayacaklar, sevinecekler ve bu sevinçlerini de dile getireceklerdir. [11]

Öldükten sonra azabı değil gerçek mutluluğu kazanmak isteyenlerin yapmaları gereken, o sonsuz hayatı kazanmak için şimdiden hazırlık yapmaktan başkası olmasa gerektir. Zira akıl ve mantık da bunu gerektirmektedir. Düşünüp ibret almasını bilenler ve çıkardıkları sonuçlardan faydalananlar her zaman hayırlı sonuçlarla karşılaşacaklardır.


Ölmeden önce ölmesini bilenler, öldükten sonra karşılaşacakları hakikatleri gördüklerinde ne kadar doğru bir karar verdiklerini çok daha iyi anlayacaklardır. Bu dünyada gerçek anlamda dirilebilmenin yolu da ölmeden evvel ölümün sırrına vakıf olmaktan geçmektedir. Bu sırra erenler uzun ve fasılasız çabalarının mükâfâtını mutlaka alacaklardır.

selam ve dua ile...
----------------
[1] Mülk, 67/2. Ayrıca bkz. Nahl, 16/96; Kehf, 18/7, 46; Meryem, 19/76; Enbiyâ, 21/35; Muhammed, 47/31.
[2] En’âm, 6/2; A’râf, 7/34; Yunus, 10/49; Nahl, 16/61; Rûm, 30/8; Şûrâ, 42/14; Ahkaf, 46/3; Nûh, 71/4.
[3] A’lâ, 87/17; Ayrıca bkz. Tâhâ, 20/131; Kasas, 28/60; Şûrâ, 42/36.
[4] Bakara, 2/112, 131; Nisâ, 4/125. Ayrıca bkz. Lokmân, 31/22; Zümer, 39/54; Gâfir, 40/66.
[5] Bakara, 2/25, 62, 82, 277; Âl-i İmrân, 3/57; Nisâ, 4/57, 122, 183; Mâide, 5/9, 69, 93; Yunus, 10/9; Hûd, 11/11, 23; Râ’d, 13/29;İbrahim, 14/23; Nahl, 16/97; Kehf, 18/88, 108; Meryem, 19/96; Hac, 22/14, 23, 50, 56; Nûr, 24/38, 55; Ankebût, 29/9, 58; Lokmân, 31/8; Secde, 32/19; Sebe, 34/4, 37; Fâtır, 35/7; Gâfir, 40/40, 58; Fussilet, 41/8; Şûrâ, 42/22, 23, 26;Câsiye, 45/30; Muhammed, 47/2, 12; Feth, 48/29; Talâk, 65/11; İnşikâk, 84/25; Burûc, 85/11; Tîn, 95/6; Beyine, 98/7; Asr, 103/3.
[6] Âl-i İmrân, 3/106-107; Kıyâme, 75/22; Abese, 80/38; Ğâşiye, 88/8.
[7] Nahl, 16/96-97. Ayrıca bkz. Âl-i İmrân, 3/145,195; Nisâ, 4/40; A’râf, 7/40, 147, 180; İbrâhim, 14/51; İsrâ, 17/13-15; Tâhâ, 20/127; Kasas, 28/84; Sebe, 34/4, 17, 33; Saffât, 37/39; Sâd, 38/24; Zümer, 39/18, 41; Gâfir, 40/40; Fussilet, 41/27, 46; Şûrâ, 42/15, 20; Câsiye, 45/28; Ahkâf, 46/13-14; Hucurât, 49/12; Tûr, 52/16; Necm, 53/28, 39-41; Vâkıa, 56/10-14, 38-40; Tahrîm, 66/7.
[8] Kâf, 50/18. “İnsanın söylediği her şeyde yanı başında mutlaka bir gözetleyici bulunur.”; Ayrıca bkz. Nisâ, 4/1; Ahzâb, 33/52.
[9] Âl-i İmrân, 3/134-135.
[10] Âl-i İmrân, 3/9, 25; Nisâ, 4/87; En’am, 6/12; Kehf, 18/21; Hac, 22/5, 7; Şûrâ, 42/7; Câsiye, 45/26.
[11] Hâkka, 69/19-23. Ayrıca bkz. İsrâ, 17/71; Müddessir, 74/39-40; İnsan, 76/10-22; İnşikâk, 84/7-9.

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazilmistir
« Önceki - Sonraki »