DENETİMSİZ HAZIRLANAN SIR DİZİLERİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
DENETİMSİZ HAZIRLANAN SIR DİZİLERİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Reyting uğruna mânevî duygular istismar edilerek hazırlanan ve insanları mucize beklentisine iten bir kısım sır dizilerinin verdiği olumsuz mesajlar ve bunların önlenmesi konusunda bilinmesi gereken hususlar olduğu muhakkaktır.
Nitekim pek çok tv kanalı ilahiyatçı, pedagog, sosyolog, psikolog ve nöropsikiyatristten oluşan bir danışma kurulunun onayını almaksızın, sırf ticârî kaygılarla hareket ederek bu tür dizileri yayınlayabiliyorsa, bizim de insanlarımızı bu konuda uyarmamız biz zorunluluk haline gelmiştir.
Sır dizilerinin bazılarında dînî bilgisi yeterli olmayan insanlara; “nasıl olsa Allah adaleti sağlıyor, her yapılanın karşılığını veriyor, öyleyse çalışmaya mücadele etmeye gerek yok” anlayışı veriliyorsa bu kesinlikle doğru değildir. Böyle bir anlayış, İslam ilkelerine aykırıdır.[1] Aynı şekilde “önemli olan kalp temizliğidir. İbadete ne gerek var?” , “çalışmak da ibadettir zaten” veya “çalışmak gereksiz, rızkı veren Allah’tır. Bize oturup beklemek düşer” gibi mesajların verildiği diziler izlenirken çok ama çok dikkatli olunması gerekmektedir. Zira bütün bu aktarılanlar, İslam’ın onaylamadığı düşünce tarzlarını yansıtmaktadır.
Konulmuş kurallara uygun hareket etmek yerine mucize beklentisine sevk edilen bu insanlar, beklediklerini bulamadıklarında hayal kırıklığına uğruyor, Allah’a yaklaşmak yerine O’ndan uzaklaşıyorlarsa, bu takdirde bu dizileri yayınlayanlarla onlara vermiş oldukları reklamlarla destek sağlayan firmaların büyük bir vebal altında kalacaklarını ifade etmemiz yanlış olmayacaktır. Zira, yanlış düşüncelerin toplumda yaygınlaşmasına hizmet etmek doğru değildir ve herkes bulunduğu konumu yeniden gözden geçirmek durumundadır.
Konunun uzmanları, bu tür dizilerin korkulu, kaygılı, huzursuz insanlar ürettiklerini, hayatla ilgili en temel gerçeklere insanları yabancılaştırdıklarını ve insan psikolojisi için tehlikeli olduklarını ifade etmektedirler. Kanaatimizce bu uyarların göz ardı edilmemesi gerekmektedir.
Mâneviyatın zayıfladığı, maddenin ön plana çıkartıldığı zamanlarda, bu dünyanın ötesinde çok güçlü bir alemin olduğunu hatırlatmak elbette gereklidir. Ama bunun yolu denetimsiz hazırlanan sır dizileri olmamalıdır.
Bununla birlikte, insanlara her zaman doğru mesajlar vermeyi amaçlayan, yaşanmış hayat hikayelerinden yola çıkılarak hazırlanan ve uzmanlarından gereken onayı alan sır dizilerinin faydalı olacağını ifade edebiliriz.
Sır dizileri ile ilgili bu tespit ve değerlendirmeleri yaptıktan sonra şunları söylememiz yerinde olacaktır.
1. Reyting amaçlı, denetimsiz, alelacele, masa başında ve hayal mahsûlü olarak hazırlanmış sır dizileri kesinlikle seyredilmemelidir.
2. Gerçek hayattan kesitler aktaran, uzman görüşleri alınarak özenle hazırlanan yararlı sır dizileri dahî eleştirel bir gözle takip edilmelidir.
3. Sır dizilerinde verilen mesajlar değerlendirilirken her zaman olduğu gibi “toptan süpürüp almak” veya “toptan süpürüp atmak” kolaycılığı değil, “seçici” olma yolu tercih edilmelidir.
Kısaca ifade edecek olursak, her zaman her konuda faydalı olan tercih edilmeli, zararlı olanlardan ise uzaklaşılmalıdır. Vakit geçireceğiz derken, imanın ve zihin dünyasının sarsılıp olumsuz darbeler almasına asla fırsat verilmemelidir.
[1] Muhammed, 47/7. “Siz ey imana ermiş olanlar! Eğer Allah(ın dâvâsın)a yardım ederseniz, o da size yardım eder ve adımlarınızı sağlamlaştırır.” (İslam’ı en güzel şekilde temsil etme ve yayma görevi Müslümanlarındır. Eğer mü’minler bu görevlerini hakkıyla yaparsa, yani en güzel mücadeleyi ortaya koyarlarsa Allah mutlaka inananlara yardım edecektir. Ama şart bellidir. Yardım etmek, çalışmak, üretmek, ter dökmek ve gayret göstermek. Yoksa yatanların ve temennîlerde bulunanların yardımı hak etmeleri söz konusu değildir. Zira görüldüğü üzere Allah şart koşmakta ve gerekeni yapmaya davet etmektedir. Dolayısıyla bu ayeti doğru anlamak gerekmektedir). Ayrıca bkz. Tevbe, 9/12-16. “Fakat eğer bir antlaşma yaptıktan sonra andlarını bozar da dîninizi karalamaya kalkarlarsa, o zaman (kendi) andlarına saygısı olmayan bu sadakatsizlik timsali kimselerle savaşın, ki (o zaman) belki (azgınlıklarından) vazgeçerler. Andlarını bozan, Peygamberi sürüp çıkarmak için yapmadıklarını koymayan ve size ilk önce kendileri saldıran bir topluluğa karşı savaşmaktan geri mi duracaksınız? Onlardan çekiniyor musunuz yoksa? Yoo, asıl çekinmeniz gereken Allah’tır, eğer (gerçekten) inanan kimseler iseniz! Savaşın onlarla! Allah sizin elinizle cezalandıracak onları; hor ve hakir kılacak; sizi de onlara karşı yardımıyla destekleyecek; ve inanların içlerini ferahlatıp kalplerindeki öfkeyi yatıştıracak. Ve Allah dilediğine merhametle yönelir ve bağışlar; çünkü Allah doğru hüküm ve hikmetle edip-eyleyen mutlak ve sınırsız bilgi sahibidir. (Ey inanalar!) Allah, aranızdan, Allah’tan, O’nun elçisi’nden ve O’na inanlardan başka kimseden yardım gözlemeden (O’nun yolunda) her türlü çabayı gösterenleri ortaya çıkarmadan, kendi halinize bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz? Oysa Allah yaptığınız her şeyden haberdardır. (Bu ayetlerde de Allah mü’minleri göreve çağırmakta, elleriyle saldırgan inkarcıları cezalandırmalarını istemektedir).; Âl-i İmrân, 3/142. “Allah (kendi yolunda) üstün çaba gösterdiğinizi ve zorluklara karşı sabırlı olduğunuzu görmedikçe cennete girebileceğinizi mi sanıyorsunuz?”.
0 yorum yazilmistir « Önceki - Sonraki »